Güzel duyu uygulamalar ve tarafların sorumlulukları neler?

İşte Sedef Çelik’in açıklamaları:

“Günümüzde lüks olmaktan çıkıp bir gereksinim haline gelen güzel duyu uygulamalar, birçok kişiyi mutlu ederken, birçok şahıs için de yepyeni bir rahatsızlığı doğurabiliyor.

Bu yazımızın içinde ne olduğu daha oldukça güzel duyu uygulamalarda beklenti ve netice içinde yaşanmış olan süreçte kişilerin fiilleri ve bu fiillerin hukuktaki yeri olacak. Sadece bu mevzunun hukuksal aşamalarını incelemek için ilk olarak ‘estetik’ kelimesini bilimsel açıdan irdelemek gerekecektir. 

Bu yazıya başlarken Ilk olarak yanıt vermemiz ihtiyaç duyulan sual şu olmalı; güzel duyu nedir?

Güzel duyu, güzeli araştıran bilim dalıdır.

Güzel duyu terimini, bir bilim dalı olduğu gerçeği çerçevesinde değerlendirmek gerekirse; Mevzuya Rönesans devriminde daha oldukça ressamların yaşam verdiği tablolarda karşımıza çıkan güzel duyu kavramıyla başlamış olalım. Bu tablolar incelendiğinde güzelin resmedildiği tablolarda yer edinen figürlerin günümüz güzel duyu anlayışına nazaran çirkin ya da şişman olduğu düşünülüyor.

Doğrusu sübjektif bir kavram olan güzeli arayan güzel duyu bilim branşının evrensel olması, sübjektif bir terimi elde etmeyi amaçlayan bir danışan ile objektif ölçüleri olan bir disiplin içinde, evrensel bir bakış açısına haiz hekim içinde yaşanmış olan en büyük handikap, işte tam bu aşamada beklentiden sonuca giden yolda ortaya çıkıyor.

Yukarıda sıkça değindiğimiz güzel duyu uygulamalardaki beklenti ve netice arasındaki süreç, bu süreçte tarafların hak ve yükümlülüklerinin kapsamı, Yaratı Sözleşmesi çatısı altında belirleniyor.


İkinci sorumuz şu olacaktır; Yaratı Sözleşmesi nedir? 

Yaratı Sözleşmesi, Borçlar Kanunu nun 470. Maddesi ile yargı altına alınmıştır. Bu maddeye nazaran Yaratı Sözleşmesinin tanımı şu şekildedir;

Yaratı sözleşmesi, yüklenicinin bir yaratı meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir karşılık ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.

Gene Borçlar Kanunu nun 471. Maddesi, hekimlere güzel duyu uygulamalarda sadakat ve itina yükümlülüğünü yüklemektedir.

Sadece bu madde size hekimin beklentinize tam uyan görüntüde bir güzel duyu ölçü yakalamak zorunda bulunduğunu düşündürmesin. Bu maddenin yargı altına almış olduğu yükümlülük, hekimin güzel duyu ameliyat esnasında özenle hareket etmesidir.

Örnek vermek gerekirse, doktor özensiz davranışı sebebi ile belirlenen sürede ameliyata başlamaz ve ameliyat tarihini geciktirdiği için Yaratı Sözleşmesinde kararlaştırılan sürede operasyonu bitiremeyeceği anlaşılırsa, danışan sözleşmeden bu sebeple tek taraflı olarak dönebilir.

Bununla birlikte ameliyat esnasında kullanılan malzemenin hasarlı yada bozuk olması durumunda da doktor görevli olup, danışan oluşan bu ayıbın giderilmesini isteyebilir. Bu örnekle beraber şunu da açıklamak gerekecektir ; bu işlem sonunda direkt ya da dolaylı olarak Yaratı Sözleşmesinde kararlaştırılan netice, danışanın kusuru olmaksızın sözleşmeye aykırı olacak şekilde ayıplı olarak ortaya çıktıysa danışan, bu ayıbın talep edeceği sürede giderilmesini aksi takdirde bu ayıbın bir 3. Şahıs tarafınca giderileceği ve oluşan zararın Yaratı Sözleşmesindeki tarafa yükleneceği yönünde bir ihtarda bulunabilir.

Bu mevzuda gene şu açıklamaya yer vermek gerekecektir; Yukarıda yer verilen husus, danışanın meydana getirilen işlem sonucunu beğenmemesi durumunda değil, meydana getirilen işlemin Yaratı Sözleşmesine aykırı şekilde ayıplı yapılması durumunda ileri sürülebilecektir. Doğal olarak ki, bu hakkın ileri sürülmesi noktasında dikkat edilmesi ihtiyaç duyulan öteki bir husus da; ayıbın, danışanın kusuru olmaksızın tamamen hekimden kaynaklanmış olması şartıdır.

Vücut, kişinin taşınmazıdır ve bu denli kıymetli bir taşınmaz üstündeki itina yükümlülüğünün tamamını bir sözleşme ile karşı tarafa yüklemek mümkün ve doğru olmayacaktır. Bundan dolayı danışanların ilk olarak en kıymetli taşınmazlarına yapılacak her işlem ve sonrasında itina yükümlülüğü bir hekimden oldukça daha fazladır. Burada anlatmak istediğimiz; bir güzel duyu uygulama yapılması hususunda karar alan bir danışan, ilk olarak bu uygulamanın taşınmazı üstünde kalıcı bir zarar doğurabileceği riskini gözetip bunun için doktor ve işlem mevzusunda doğru araştırma yapma,  hekimin tavsiyelerini dikkate alarak doğru seviyede talepte bulunma ve tedavi sürecinde tavsiye edilmiş olduğu şekilde hareket etme yükümlülüğü bulunduğunu unutmamalıdır. Zira işlem sonrasında ayıp, görüntüye nazaran değil Yaratı Sözleşmesinde yer edinen maddelere nazaran belirlenecektir ve işlem sonrasında örtülü ya da açıkça Sözleşmeye aykırı görünen bir ayıp yok ise artık hekimin sorumluluğundan bahsedilemeyecektir. Sadece gene de sonradan ortaya çıkan bir ayıp olması durumunda danışan bu durumu derhal hekime bildirmelidir. Aksi takdirde sözleşmeyi kabul etmiş sayılır.

Doğal olarak ki her işlemde olduğu benzer biçimde, güzel duyu işlemlerinde de karşılık ödeme borcu danışana aittir. Yaratı Sözleşmelerinde karşılık ödeme borcu eserin meydana gelmesi anında dünyaya gelecektir. Bu aşamada danışanlara ve hekimlere bu hususa dikkat etmelerini tavsiye ederim. Zira emek ve yeteneğin büyük rol oynadığı bu işlemlerde bedelin belirlenmesi oldukça zor olsa gerek. Sadece Borçlar Kanunu na nazaran Yaratı Sözleşmesinde belirlenen işlem için net bir sayı kararlaştırılmış ise Doktor, sadece sözleşmede yer almayan ve sonradan vuku gören durumlar için ek ücret isteyebilecek sadece belirlenen işlem için kararlaştırılan tutara ek bir ücret talep edemeyecektir. Bu durumda dahi ücretin sonradan oluşan bir durum neticesinde Sözleşmede kararlaştırılan bedeli aşacağı anlaşılırsa danışan sözleşmeden tek taraflı dönebilecektir. Doğal olarak ki bu durumda, işlemin aşaması ehemmiyet kazanıyor. Eğer Sözleşmede belirlenen işleme başlanmış, bir aşamaya gelinmiş ise danışan sözleşmeden, tamamlanan işlemin bedelini ödemek koşulu ile dönebilir.

Sadece Yaratı sözleşmesinde belirlenen işlem için ortalama olarak bir karşılık belirlenmiş ise net karşılık, yapıldığı yer ve zamanda eserin maliyeti ile değerine ve hekimin giderine bakılarak belirlenecektir.

Bu aşamada göz ardı edilmemesi ihtiyaç duyulan bir husus da şudur ki; meydana getirilen işlem hazzı amaçlı bir güzel duyu işlem ise ve güzelleşmek amaçlanıyor ise taraflar arasındaki ilişki bir Yaratı Sözleşmesine mevzu edilebilir. Eğer meydana getirilen işlem tıbbi bir gereklilik ise taraflar arasındaki birlikteliğin kapsamlı tanımı vekalet ilişkisidir.

Bundan dolayı danışan ve doktor içinde hukuki bir ilişki kurulmadan ilkin işlemin amacı doğru şekilde belirlenmelidir. Hukuki ilişki kapsamı mevzusunda ise danışanın vücudunun en kıymetli taşınmazı bulunduğunu, sübjektif olarak değerlendirdiği güzellik ölçüsünün işlem sonrasında kendisi ya da başka kişilerce beğenilmemesinin Hekimin kusuru olmadığını bilmesi gereklidir.

Bir Hekimin ise; mevzuya objektif ölçüsü olan bir disiplin içinde bakması icap ettiğini ve evrensel olan bilime hizmet ettiğini hatırlayarak kar amacı gütmeden danışanı doğru bilgilendirmesi hatta doğru bulmuyorsa işlem yapmayı reddetmesi icap ettiğini dikkate alarak hareket etmesi gerekmektedir. Fizyolojik anlamda Karakteristik yapımızı operasyon gerektiren güzel duyu uygulamalar ile tekrardan şekillendirmek eskiye oranla daha düzgüsel karşılanıyor sadece bir yerlerde bu uygulamaların doğru olmadığını korumak için çaba sarfeden bir kitlenin olduğu gerçeği de aşikar.”



Haber Kaynağı

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *