Kanal D muhabiri Sulh Agil’e çirkin hücum! Magazin Gazetecileri Derneği’nden kınama!

Yasak Elma dizisinin Zehra’sı Şafak Pekdemir, önceki akşam Cihangir’deydi. Avukat Burak Mengü’yle birlikteliği 2018 senesinde biten oyuncu, rol almış olduğu dizinin yönetmenlerinden Oğulcan Eren Akay’la 22 adlı mekanda görüntülendi.

Özgürlük’ten Sayit Durmaz’ın haberine gore, gece süresince samimi görüntüler sergileyen ikili, mekandan saat 03.00’te ayrıldı. O sırada flaşların patlamasıyla ortalık karıştı.

Akay, fotoğraf çeken basın mensuplarına küfürler etti, Kanal D muhabiri Sulh Agil’e de kafa atıp tekmeyle hücum etti.


Bunu mu hak ediyorum

Araya girmeye çalışan Şafak Pekdemir, Oğulcan Eren Akay’ı sakinleştirmeye çalışsa da başarıya ulaşmış olamadı. Ilkin vaka yerinden uzaklaşan Akay’ın arkasından giden oyuncu, ondan sonra geri dönerek muhabirlerden özür diledi.

 “Arkadaşlar sizden özür diliyorum. Lütfen bu olayı büyütmeyin. Haklısınız, görüntüleri kullanın, kullanmayın demiyorum ama lütfen beni gömmeyin. Beni tanıyorsunuz, 10 yıldır beni bir olayın içinde gördünüz mü? Ben bunu mu hak ediyorum ulan” diyen Pekdemir, gözyaşlarına boğuldu.

Yaşanmış olan bu vaka gündeme bomba şeklinde düşerken, Magazin Gazetecileri Derneği’nden oldukça sert bir izahat geldi.

 “Gazeteciye yönelik çirkin saldırı ve şiddeti kınıyoruz” başlıklı açıklamada, Akay için ‘Bu yeni yetme şöhretler’ ifadelerine yer verildi.

 Derneğin açıklamasının tamamı şu şekilde:

 “GAZETECİYE YÖNELİK ÇİRKİN SALDIRI VE ŞİDDETİ KINIYORUZ

 Saygıdeğer kamuoyumuza,

 Medyaya da yansıdığı suretiyle; ‘Yasak Elma’ adlı dizinin oyuncusu Şafak Pekdemir ve aynı dizinin ‘ikinci’ yönetmeni Oğulcan Eren Akay, dün akşam saatlerinde -o sırada görevlerini yapmakta olan- muhabirler tarafınca “KAMUYA AÇIK ALANDA” görüntülenmişlerdir.

 Akabinde, Oğulcan Eren Akay adlı kişi, muhabirleri sözlü hücum ile rahatsız etme etmiş, bununla yetinmeyip, “Birazdan ben size göstereceğim!” sözleriyle tehdit ederek, meslektaşımız ve derneğimiz üyesi, Kanal D muhabiri Sulh Agil’e kafa atmak suretiyle fiziki hücum gerçekleştirmiş, bütün yaşananlar da kameralara yansımak suretiyle kayıt altına alınmıştır.

Üzülerek görmekteyiz ki, kamuoyunun da her seferinde şahit olduğu; varlığını halkın teveccühüne borçlu olan, bir kısmı geçici şöhretlerinin sarhoşluğunu, egolarının tatminsizliğini yaşayan yepyeni yetme ünlülerin hiçbir şeye aldırış etmeden “KAMUYA AÇIK ALANDA”ki haber kıymeti taşır hal ve davranışları, gazeteciler tarafınca görüntülenmekte ve de bu tür tatsız vakalar çoğunlukla yaşanmaktadır.

 Bu yeniyetme şöhretler, bir de üzerine üstlük durumu görüntüleyen ve haberleştiren gazeteci meslektaşlarımıza karşı “saygı sınırlarını aşan, küçümseyen, hakarete varan ifadelerle sözlü ve yazılı hücum dilini kullanmakta, sözel ve fiziki olarak da mobbing uygulamakta, rahatsız etme etmekte ve örneğinde de görüldüğü suretiyle hücum etmek suretiyle kaba kuvvet ve sertlik uygulamaktadır.

 Bu durum, kamuoyunun bakış açısından kaçmamakta, HAFIZALARA KARA LEKE olarak kazınmaktadır.

 Saygıdeğer kamuoyu,

 İfade özgürlüğü ayrımsız bir halde hepimiz için olmazsa olmaz ve korunması ihtiyaç duyulan bir haktır.

 Bu hakka yönelik meydana getirilen her türlü müdahale ve bu müdahalelere cesaret veren cezasızlık hali, sözlü, yazılı yada fiili olarak yepyeni sertlik vakalarını doğurmakta ve cesaret vermektedir.

 Bir kez daha hatırlatma yarar görmekteyiz:

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi’nin, -Resmi Gazete’de 14/11/2017 tarih ve 30240 sayılı nüshasında yayımlanan- ilgili kararının “Genel İlkeler” başlığı altında yer edinen 44’üncü maddesinde de yer almış olduğu suretiyle;

“Bireyin mahrem alanının genişliği sosyal yaşam içindeki konumuna bağlı olarak değişebilmektedir. Kamuya mal olmuş politikacı, sanatçı ve sporcu gibi kişilerin mahrem alanları kamuoyunda bilinirlik derecelerine bağlı olarak daralabilmektedir. Normal bir birey bakımından mahrem alana dâhil kabul edilen bazı kişilik değerlerinin kamuya mal olmuş kişiler yönünden aleni yaşamın bir unsuru olarak görülmesi mümkündür. Zira bu kişiler sürekli göz önünde bulunduklarından bunların özel hayatlarının bir bölümü mahrem olmaktan çıkmış ve sosyal statülerinin bir parçası hâline gelmiştir. Bu kişilerin sosyal statüleri gereği alenileşen kişilik değerlerinin mahrem alana dâhil görülmesi mümkün değildir.”

Hukuk otoritelerinin sık sık altını çizdiği şu gerçek de kimse tarafınca unutulmamalıdır:

“Basın özgürlüğü gazetecinin şahsına tanınmış bir ayrıcalık değildir. Gazeteciye tanınan güvence halkın haber alma hakkının güvencesidir. Birileri istese de, istemese de gazeteci vakaları izleyecek, araştırma meydana getirecek, değerlendirmede bulunacak ve normal olarak ki bütün bu tarz şeyleri halkla paylaşacaktır. Bu gazetecinin sorumluluğudur.”

Birlik ve beraberliğe, hoşgörü ve sevgiye gereksinim duyduğumuz şu günlerde, bir tek ve bir tek yükümlü oldukları görevi ifa eden meslektaşlarımıza karşı ünlüler tarafınca meydana getirilen sözlü, yazılı ve kaba kuvvet kullanılan saldırıları kınıyor; meslektaşlarımıza yönelik yaşanmış olan bu haksız davranışlara karşı kamuoyumuzun yetkili mercilerin ve TV kanalı yöneticilerinin sessiz kalmayacağını umuyoruz.

 Saygıyla duyururuz.

Magazin Gazetecileri Derneği

Yönetim Kurulu”



Haber Kaynağı

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *