Psikoterapist Neslihan Aslıhan yazdı! ‘Yepyeni yılda ruhsal sağlamlılık’

İşte Psikoterapist Neslihan Aslıhan’ın ‘Yeni yılda psikolojik sağlamlılık’ başlıklı yazısı:

“Her Aralık ayının sonunda heyecanla beklenilen yepyeni yıl bu yıl de belirsizlik durumunu koruyarak gündeme ağırlığını koydu. Aralık 2019 da Çin’den dünyaya yayılan Covid 19 virüsü tehditkar tavrını şekil değiştirerek sürdürüyor. Yepyeni tanımlarla bizi tanıştıran ve anlamlarını sorgulatan bir yıl oldu 2021. Delta, Omicron, belirsizliğe tahammülsüzlük, ruhsal dayanıklılık…

Yepyeni alışkanlıklar yepyeni çabaları lüzumlu hale getirirken eskiye dönme düşsel hükmünü yitirmiş görünüyor. Şimdilik anormal duruma verdiğimiz düzgüsel tepkilerle uğraşa duralım belirsizliğe tahammülsüzlük kapımızı çalmaya devam ediyor.

Hepimizi eşitlediği söylenilen Covid-19 hepimizi ayrı sınıyor. Kimimiz kayıplarımızın yasını tutarken kiminin hastası ve hastalığıyla mücadelesi devam ediyor. Tüm bunlara şahit olma hali ise başlı başına travma yaratıcı etkiye haiz. Bilinmiş olduğu benzer biçimde travma, ansızın geliyor ve hazırlıksız yakalıyor herkesi. Çoluk çocuk, erişkin, gördüklerimiz duyduklarımız hepimizin kaygılarını artırdı.

Ölmekten değil öldükten sora sevdiklerimize nasıl biteceğini aşırı düşünmekten ruh sağlığı dengemizi kaybettik. Travmanın yanında travmatik etkilerle bizi karşı karşıya bırakan pandemi fizyolojik dayanıklılığın yanında ruhsal sağlamlığı da ölçer oldu. Şimdilerde ise iyi mi dayanacağız sorusu iyi mi dayanıklı olabilirsek pandemi sürecini kolay atlatırız bölümünü araladı.

Ruhsal uyum sürecidir aslına bakarsak ruhsal dayanıklılık. Karşılaştığımız yada maruz kaldığımız stres düzeyimizi yükselten bir süreci iyi mi iyi mi ele aldığımızla ilgilidir. Bu süreçte hastalanmamız negatif düşüncelere davetiye çıkarmamız ihtimaller içindedir. Bütün zor koşullara karşın sağlımızı koruyabiliyorsak ruhsal olarak dayanıklı oluruz. Zorlukları yaşamımızı tehdit eden bir güç olarak görürüz genel anlamda. Ruhsal yönden sağlam insanoğlu zorlukları bir fırsat olarak ele alır ve vakaları denetim altına alabilme gücüne haiz olduklarının farkına varırlar. Stresli yaşam vakaları karşısında gösterdiğimiz  direnç bizi her geçen gün sağlamlaştırır. Peki bu yalnızca kuvvetli kişilerin bir kişilik özelliği midir?

Araştırmalar bizlere ruhsal dayanıklılığın oluşmasında bazı faktörlerin etkili bulunduğunu göstermektedir. Kişisel özelliklerimiz, fizyolojik dayanıklılığımız, sosyalliğimiz, zekamız, öz yeterliliğimiz başı çeker. 20201 bizlere tahmin edilen ve edilemeyen yönleriyle bir salgından küresel çapta iyi mi etkilendiğimizi gösterdi.

Hem de duygusal yönden iyi mi dayanıklı olacağız peki sorusunu da! İlk sırada pozitif düşünmek ve yıkım tellallığına dur demek gerekiyor. Pozitif düşünmek Pollyannacılık değil normal olarak. Düşüncelerimizi durduramadığımız vakit onların bizi iyi mi yönettiğinin farkına varabilmek ve düşünceyi ele alma becerilerini geliştirebilmek mühim. Yaşamda her şeyin zıddıyla var bulunduğunu bilmek büyülü bir güç. İçimizdeki gerçek denge pozitif ve negatifliği kabul etmekle başlıyor. Bu durum başımıza gelenleri fark edip doğru isimlendirmeye yarıyor.

Bu da kabullenmeye götürüyor. Doğal olarak negatifliğe değil pozitifliğe ağırlıklı dikkati vermek gerekiyor. Vakaları ya da gidişatı denetim altına almayınca kendi duygu ve düşüncelerimizi alabilmenin pozitif gücüne odaklanmak direnç geliştirmeye destek oluyor. Bu durumda çözüm odaklı olmaya geçiş yapıyoruz.

İyi bir uyku ve iyi beslenmeye itina göstermenin önemi yadsınamaz. Her şeyin  normale dönmesini beklerken geçen süre yaşamın geri kalan bölümlerini dikkatsizlik etmeye gelmiyor. Öz bakım, kendimizi sevmek, toplumsal çevreye ve toplumsal desteklere  yakın durmak yaşamı anlamlı kılıyor. Ortak acıların yaşandığını görmek ve bilmek ise güçlendirici etkiye haiz.

Ruhsal dayanıklılığınızın arttığı ve belirsizliğe tahammül etme gücünüzün farkına vardığınız bir yıl temenni ediyorum.”



Haber Kaynağı

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *