Zamanı fotoğraftaki ‘gazeteci çocuk’ Hayreddin Baş, yaşamını yitirdi

Küçükayasofya’daki Şehit Mehmet Paşa Sokağı’nda 1958 senesinde, bir çocuk elinde gazetelerle koşturarak “Yazıyor, yazıyor” diye bağırırken fotoğraflanmıştı. Her insanın “O çocuk” söylediği Hayreddin Baş, 6 Temmuz günü 72 yaşlarında yaşamını yitirdi.

Baş, 1949 senesinde İstanbul’da hayata merhaba dedi. Çocukluğunu geçirdiği Küçükayasofya’da 9 yaşlarındayken okul öncesi ve sonrası eline gazeteleri alıp “Yazıyor, yazıyor” diye bağırarak gazete satıyordu.

1958 senesinde muhabir Hilmi Şahenk, meşhur gazete satan çocuk fotoğrafını çekti. Fotoğraftaki çocuk Hayreddin Baş’tı. Baş, seneler sonrasında Bahçelievler Kocasinan’a taşınarak yaşamını marangozlukla sürdürmeye başladı, evliliğe ilk adımını attı ve bir çocuk sahibi oldu.

Nisan ayında tedavi görmüş oldu

Şeker hastası olan Baş, nisan ayında Çerkezköy’de yaşayan eşi ve oğlunun yanına gitti ve bir süre hastanede tedavi görmüş oldu, iyileştikten sonrasında ise Kocasinan’daki evine geri döndü. 6 Temmuz’da yaşamını yitiren Baş’ı tek başına yaşamış olduğu evde yeğeni Murat Baş buldu. Ölümünün ardında ise o meşhur gazeteci çocuk fotoğrafı ile Galatasaray Lisesi, Boğaziçi Üniversitesi şeklinde birçok yere mobilya ürettiği marangoz atölyesi kaldı.

“6 Temmuz günü amcamızı kaybettik”

Baş’ı yeğeni Murat Baş ve 30 yılı aşkın süredir arkadaşı olan Kocasinan Mahallesi Muhtarı Necmettin Ünalmış söyledi. Yeğeni Murat Baş, amcasının Kocasinan’daki evinin bodrum katında bulunan marangoz atölyesinde gözyaşı döktü.

Murat Baş, amcası ile ilgili olarak, şunları söylemiş oldu:

* Çerkezköy’de oturan ailesi vardı, oraya gitti, hastanede tedavi görmüş oldu. Mayıs sonu pandeminin bitmesiyle buraya yeniden geldi. Orada duramıyordu, sıkılıyordu. Burada senelerdir oturmuş olduğu için daha rahat ediyordu.

* İyileşmişti, iyiydi, evde tek kalıyordu, aslına bakarsanız ailesi orada oturmuş olduğu için. 6 Temmuz günü haber alamadık kendisinden, telefonla ulaşamadık. Akşam 7.30 şeklinde geldim eve, anahtarı bende yoktu, kapı kilitli değildi, kapıyı kartla açtım, odada vefat etmiş halde buldum. Ambulans falan çağırdık, 6 Temmuz günü biz amcamızı kaybettik. Biz karşılıklı dairelerde oturuyoruz.

* Sabah o erken kalkardı, minibüsü vardı, yakın bir yerde çorba içmeye giderdi, dostlarıyla takılırdı. Son zamanlarda mesai yapıyorduk, 1 hafta 10 gün falan görüşemiyordum, hep geç geldiğim için. Çocukken gazete satarmış, kendisi de anlatırdı. Ben şu an 41 yaşındayım, ben kendimi bildim bileli hep buradaydık, bu mahallede doğduk, buranın yerlisiyiz.

“Ağaçtan anlardı, insandan anlardı, sözden anlardı”

Muhtar Necmettin Ünalmış ise, şu ifadeleri kullandı:

* Son çıkan gazete, o da ‘yazıyor’ diye başlardı. Hayrettin Amca okuldan sonrasında baya gazete satmış. Eski İstanbul orası, o insanlarda hep Hayrettin amcadan gazete alırmış.

* Akrabaları inanmadı ‘bu o değil’ diye fakat dedi ki ‘ben beni burnumdan tanırım’, o burun hala mevcuttu. 30 yıldan fazladır dostluğumuz vardı. Oldukca iyi bir sanatkardı. Galatasaray Lisesi’nin iç dekorlarını yapmış, oranın müdür yardımcısıyla da ilkokulu birlikte okumuşlar.

* Seneler sonrasında da orada karşılaşmışlar ve ondan sonrasında da lisenin tüm işlerini Hayrettin Amca’ya verirdi. Hayrettin Amcamız ağaçtan anlardı, insandan anlardı, sözden anlardı, bir de metreyle ölçü almazdı, gözle ve gönülle ölçü alırdı.



Haber Kaynağı

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *